<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Agustos Böceği Örgü Blogu &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.agustos.org/kategori/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.agustos.org</link>
	<description>photofun ve imagechef avatar oluşturma 2009 - 2008 örgü modelleri model</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 20:17:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Saç ekimi saç dökülmesi</title>
		<link>http://www.agustos.org/sac-ekimi-sac-dokulmesi/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/sac-ekimi-sac-dokulmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 14:31:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç ekim fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[saç ekimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=1754</guid>
		<description><![CDATA[


Saç ekimi ve saç hastalıklarıyla ilgili geniş bilgileri bulabileceğiniz dopdolu bir site..
Sitede saç ekim videoları fue yöntemiyle saç ekimi çeşitli örnekler ..
Saç dökülmesi ile ilgili cilt hastalıkları ve doğal görünümlü saç ektirmenin mailyetini bulabilirsiniz..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saç ekimi ve saç hastalıklarıyla ilgili geniş bilgileri bulabileceğiniz dopdolu bir site..</p>
<p>Sitede saç ekim videoları fue yöntemiyle saç ekimi çeşitli örnekler ..</p>
<p>Saç dökülmesi ile ilgili cilt hastalıkları ve doğal görünümlü saç ektirmenin mailyetini bulabilirsiniz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/sac-ekimi-sac-dokulmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://rapmatix.com/musics/music2779.mp3" length="6348288" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Bir milyar insanın ölümüne sebep</title>
		<link>http://www.agustos.org/bir-milyar-insanin-olumune-sebep/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/bir-milyar-insanin-olumune-sebep/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 10:06:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bir milyar insanın ölümüne sebep]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Görüşü bulanıklaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Kemiklere zarar veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[Menopozu hızlandırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Nikotin bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara içmek]]></category>
		<category><![CDATA[US News &World Report]]></category>
		<category><![CDATA[Zihni bulandırıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=1663</guid>
		<description><![CDATA[Sigara içmek, önlenebilir ölüm sebeplerinden en yaygın olanı. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre sigara bu yüzyılın sonunda bir milyar insanın ölümüne sebep olabilir.US News &#38;World Report dergisinde yer alan habere göre, zararlarına rağmen, sigarayı bırakmak yine de zor bir çaba. Nikotin bağımlılığı da önemli bir faktör olduğu için, sigarayı bırakmak sadece irade ile alakalı değil. Dahası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20081123110051_sigara.jpg" alt="" width="287" height="238" />Sigara içmek, önlenebilir ölüm sebeplerinden en yaygın olanı. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre sigara bu yüzyılın sonunda bir milyar insanın ölümüne sebep olabilir.US News &amp;World Report dergisinde yer alan habere göre, zararlarına rağmen, sigarayı bırakmak yine de zor bir çaba. Nikotin bağımlılığı da önemli bir faktör olduğu için, sigarayı bırakmak sadece irade ile alakalı değil. Dahası sigaranın zararları sadece kalp hastalıkları, akciğer kanseri veya solunum problemleri ile sınırlı değil. İşte sigaranın pek bilinmeyen diğer zararları:</p>
<p>1- Zihni bulandırıyor: Araştırmalar özellikle kırklı yaşlarda görülen hafıza sorunları ve mantık yürütme becerisindeki azalmanın sigara ile ilgisi olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>2- Diyabete sebep olabilir: Sigara içmek diyabet riskini %44 oranında artırıyor.</p>
<p>3- Enfeksiyona davetiye çıkarıyor: Sigara içenlerde akciğer iltihabı riski daha fazla.</p>
<p>4- Kırışıklığa sebep oluyor: Sigara sadece yüzde değil, kolun iç yüzü gibi bölgelerde bile kırışıklığa sebep oluyor.</p>
<p>5- Menopozu hızlandırıyor: Sigara içen kadınlarda kısırlık riski daha fazla ve daha erken menopoza girme riski taşıyorlar.</p>
<p>6- Görüşü bulanıklaştırıyor: Araştırmalar sigara ve görüşte kalıcı bulanıklık veya körlüğe sebep olan bir çeşit göz hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>7- Kemiklere zarar veriyor: Sigara içmek vücudun yapısını zayıflatıyor ve osteoporoz için ciddi bir risk faktörü.</p>
<p>8- İç organları zedeleyebilir: Sindirim sistemine çok zararlı olan sigara, mide yanması, ülser ve safra taşına sebep olabiliyor.</p>
<p>9- Uykuyu kötü etkileyebilir: Uyuma zorluğunun yanı sıra, sigara içenlerin uykusu içmeyenlerinki kadar dinlendirici değil.</p>
<p>10- Örü kısaltıyor, yaşam kalitesini düşürüyor: Sigara içmeyenlerin içenlerden on yıl kadar daha uzun yaşadığı ortaya çıktı.</p>
<p>11- Sadece akciğer değil daha pek çok kanserin de davetçisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/bir-milyar-insanin-olumune-sebep/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutkanlık sorunu mu yaşıyor sunuz?</title>
		<link>http://www.agustos.org/unutkanlik-sorunu-mu-yasiyor-sunuz/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/unutkanlik-sorunu-mu-yasiyor-sunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 10:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Unutkanlık sorunu mu yaşıyor sunuz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=1659</guid>
		<description><![CDATA[Unutkanlık sorunu mu yaşıyor sunuz? 8 soruda belleğinizi test edin..Unutkanlık veya bellek zayıflaması çok yaygın konuşulan bir konu oldu. Aslında biz zaten belleği çok güçlü olmayan bir milletiz.
Yani toplumsal hafızamız yeteri kadar güçlü değil. Yaşadıklarımızı, başımızdan geçenleri, eski hata ve yanlışlarımızı çabucak unutuveririz. Bellek gücümüzde son yıllarda daha da belirginleşen bir azalma var ama bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20081121030003_hafiza.jpg" alt="" width="287" height="238" />Unutkanlık sorunu mu yaşıyor sunuz? 8 soruda belleğinizi test edin..Unutkanlık veya bellek zayıflaması çok yaygın konuşulan bir konu oldu. Aslında biz zaten belleği çok güçlü olmayan bir milletiz.</p>
<p>Yani toplumsal hafızamız yeteri kadar güçlü değil. Yaşadıklarımızı, başımızdan geçenleri, eski hata ve yanlışlarımızı çabucak unutuveririz. Bellek gücümüzde son yıllarda daha da belirginleşen bir azalma var ama bu durum daha çok dalgınlıktan, dikkatsizlik, odaklanma bozuklukları ve kayıt hatalarından kaynaklanıyor. Çoğumuz iyi ve güçlü bir belleği olduğu halde bir sorun olduğunu sanıp, boşuna üzülüyor. Özellikle aşırı iş yükü, stres, depresyon, korku ve endişe belleğe bazen ciddi şakalar (!) yapabiliyor. Gerçek bellek kayıpları ile yalancı kayıpları birbirinden ayırmak her zaman kolay olmayabiliyor.</p>
<p>Bellek kaybının ne zaman Alzheimer hastalığının ya da başka türden bunamanın erken belirtisi olduğunu nasıl anlarsınız? İlerleyen bellek kaybı bunamanın işaretidir, ama son araştırmalar tek başına unutkanlığın Alzheimer hastalığının tek ölçüsü olmadığını gösteriyor. Harvard Tıp Okulu araştırmacıları sekiz farklı soruya verilen cevapların, kişilerdeki bellek zayıflığının aynı mı kalacağını, düşüş mü yoksa gelişme mi göstereceğini yüksek derecede doğrulukla tahmin ettiğini belirtiyorlar. İşte o sekiz soru! (*)</p>
<p>İŞTE O SORULAR</p>
<p>1. Problemleri ele almada gitgide artan şekilde güçlük çekiyor musunuz (örneğin problem çözmek veya plan yapmak için gitgide artan şekilde başkalarından mı medet umuyorsunuz)?</p>
<p>2. Araba kullanmanızda görme problemlerinin sonucu olmayan bir değişiklik var mı (örneğin daha fazla uyarı cezası, karar vermede zorlanma, vb.)?</p>
<p>3. Yargılarınız her zamankinden daha mı az isabetli?</p>
<p>4. Finansal konuları yönetmede artan şekilde güçlük çekiyor musunuz (örneğin çek defteri tutma, faturaları ödeme, karmaşık finansal kararlar alma)?</p>
<p>5. Acil durumlara müdahale ederken eskiye göre daha çok güçlük çekiyor musunuz? Tehlikeli kararlar aldığınız oldu mu?</p>
<p>6. Yemek pişirmek veya yeni aletlerin kullanılmasını öğrenmek gibi ev işlerinde eskiye göre daha çok güçlük çekiyor musunuz?</p>
<p>7. Hobilerinizle meşgul olma yeteneğinizde bir değişiklik oldu mu? Örneğin, zor hobilere ayırdığınız zaman azaldı mı? Oyunların kurallarına uymakta zorluk çekiyor musunuz? Daha mı az okuyorsunuz ya da okuduğunuzu anlamak için çoğu kez bir kere daha okumak zorunda kalıyor musunuz?</p>
<p>8. Tıraş olmak ya da duş yapmak için hatırlatıcıya ihtiyaç duyuyor musunuz?</p>
<p>Puanlama: Bu soruların hepsine evet yanıtı veren kişilerde üç yıl içinde Alzheimer hastalığı gelişme olasılığı en yüksek bulunmuş.</p>
<p>Bu testin amacı, sizde daha ileri değerlendirme gerektiren bazı belirtilerin olup olmadığını belirlemeye çalışmaktır, bir bellek bozukluğu tanısı koymak değildir.</p>
<p>Harvardlı uzmanlar bu sorulardan dördüne veya daha çoğuna evet yanıtı verdiyseniz doktorunuzla görüşmenizin yararlı olacağını düşünüyorlar.</p>
<p>Belleğiniz özellikle yetmişli, seksenli yaşlardan sonra size çok ama çok lazım olacak.</p>
<p>Kişisel ihtiyaçlarınızı görebilmenizi, kendi kendinize yetebilmeyi, bilgi ve birikimlerinizi çocuklarınız ve torunlarınıza aktarabilmenizi, elinizdeki üç-beş kuruşu yönetebilmenizi sağlayacak. Benim önerim bellek sorunlarınızı ciddiye almanız ama endişeye, korkuya kapılmamanızdır. (*)</p>
<p>(*): Dr. P. Nelson- Susan Gilbert / Belleğinizi nasıl güçlendirebilirsiniz? / Optimist yayınları: Okumanızı öneriyorum! Test bu kitaptan aktarılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/unutkanlik-sorunu-mu-yasiyor-sunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyininizi verimli çalıştırmak için</title>
		<link>http://www.agustos.org/beyininizi-verimli-calistirmak-icin/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/beyininizi-verimli-calistirmak-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 14:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Beyininizi verimli çalıştırmak için]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=1436</guid>
		<description><![CDATA[Beyinlerinizi verimli çalıştırmanın yolunu biliyor musunuz? Uzmanlar beynin nasıl verimli çalıştırılacağı konusunda şu tiyoları veriyor.1- Toplantı ve önemli işlerinizi sabah yapın. Beyin, saat 10.00&#8242;a kadar çok daha verimli çalışıyor
2- Öğlen yemekten sonra konsantrasyon düşer. 10 dakikalık öğlen uykusu, beynin tekrar çalışmasını sağlar
3- Beyin akşam saatlerinde tekrar çalışmaya başlar. Sakin bir müzikle, beynin stresini alabilirsiniz
Beyin Cerrahı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20081112041843_507520080626111546120.jpg" alt="" width="287" height="238" />Beyinlerinizi verimli çalıştırmanın yolunu biliyor musunuz? Uzmanlar beynin nasıl verimli çalıştırılacağı konusunda şu tiyoları veriyor.1- Toplantı ve önemli işlerinizi sabah yapın. Beyin, saat 10.00&#8242;a kadar çok daha verimli çalışıyor</p>
<p>2- Öğlen yemekten sonra konsantrasyon düşer. 10 dakikalık öğlen uykusu, beynin tekrar çalışmasını sağlar</p>
<p>3- Beyin akşam saatlerinde tekrar çalışmaya başlar. Sakin bir müzikle, beynin stresini alabilirsiniz</p>
<p>Beyin Cerrahı Doç. Dr. Cahide Topsakal, beyni daha zinde ve verimli kılmak için neler yapılması gerektiğine dair sorularımızı yanıtladı:</p>
<p>* İnsanın zekasını, beyni mi belirliyor?</p>
<p>İnsan zekasını yüzde 50 genetik özellikler, yüzde 50 çevresel faktörler belirler. Çevresel faktörler genetikten daha önemlidir. Çok zeki doğup, zekası ileride de aynı seviyede kalan çok insan var. Ama sıradan bir ailenin çocuğu olarak doğup, birer dehaya dönüşen örnekler de var. Bu; eğitimle alakalı. Beynin gelişim ve eğitiminin yüzde 90&#8242;ı, altı yaşa kadarki süreçte tamamlanır. Beynin anatomik gelişimi ise 20&#8242;li yaşlara kadar sürer. Öğrenme kapasitesi ilk altı yılda çok daha ön plandadır. Çocuğa ne verilecekse, bu dönemde verilmelidir. Anaokulu eğitimi önemlidir.</p>
<p>ÇOK OKUYAN GEÇ BUNAR</p>
<p>* Beyni geliştirmek için neler yapılabilir?</p>
<p>Yapbozlar, çocukların beyin gelişimi için yararlıdır. İleri yaşlarda da bulmaca çözmek, bol rakamlı şifreleri ve sayıları akılda tutmak ya da ezberlemek faydalıdır. Telefon numarası ezberlemekte de fayda vardır. Basit matematik hesaplarını kafadan çözmek de önemlidir. Bunları yapamayanların, bol bol kitap okumaları gerekir. Okuyan beyin, geç bunar. Bu egzersizler, beyinde kısa yollar oluşturur. Kısa yollar yaratmak, pratik yaşam için önemlidir. Mesela öğrenciler bir sorunun yanıtını kolay hatırlamak için cevap maddelerinin satır başlıklarına harf koyar ve ondan kelime üretir. Böyle kelimeler türetmek de, yapılması gereken bir egzersizdir. Diyelim ki; aracımı otoparkta yeşil alanda bulunan C6&#8242;ya koydum. &#8216;Yeşil Bursa&#8217;nın Ceyhan 6&#8217;sı&#8217; diye bir kelime türetirsem, orayı unutmam zorlaşır.</p>
<p>07.00-10.00 ARASI ÇALIŞIN</p>
<p>* Beyin hangi saatte ne şekilde çalışmaktadır?</p>
<p>Depresyondaki beyin, gece yarısından sonra sağlıksız düşünür. İyi uyumuş ve yeterli beslenmiş bir bedenin beyni ise gerekli beyin egzersizlerini de yapmışsa; en iyi sabah saatlerinde çalışır. 07.00-10.00 arası, öğrenmeye en yatkın saatlerdir. Yemekten sora konsantrasyon düşer ve uyku bastırır. Siesta döneminde beyin az çalışır ve hiç randıman alınmaz. Şekerlemeler, beyne iyi gelir. 10 dakikalık bir şekerleme bazen altı saatlik uykuya bedeldir. Beyin, akşam saatlerinde tekrar açılır. Ancak midenin aç olmaması gerekir. Beyin sadece şekerle beslenir. Kan şekeri düşerse, beyin çalışmaz. Sık ama az yemek, kan şekerini sabit tutmak için önemlidir.</p>
<p>GÜNDE ALTI ÖĞÜN YİYİN!</p>
<p>* Bu yüzden mi, sınavlardan önce şeker yemek önerilir?</p>
<p>Evet. Kan şekerini sabit ve yüksek tutmak, beynin tam kapasiteli çalışmasını sağlar. Beyin, hızlı şokları sevmez. Günde altı kez beslenmek ise en sevdiği şeydir. Zihin akşam saatlerinde açılır. Bunda çay ve kahvenin de rolü var. Gün içinde beden yorgun düştüğü için beyin de bir süre çalışmayı reddeder. Trafik stresi, gürültü ve aile problemleri beyni yorar. Bu yorgunluktan kurtulmak için kendi ilacınızı kendiniz bulun, sakin bir müzik ve biraz Polyannacılık gerekebilir. Uykudan az önce verim artar. Beyin gece verim alıyorsa, bu saatler değerlendirilmelidir.</p>
<p>Başkasının acısına çok üzülmeyin</p>
<p>Beynimizi endişeden uzak tutmalıyız. Beyin &#8216;acaba&#8217;yı sevmez. Evrene soru işareti şeklindeki düşünceler yayarsanız, gerçekleşecek güzel olayları olumsuzlaştırabilirsiniz. Hiç kimsenin acısı ile çok fazla empati yapmamak lazım. Çok fazla empati, benzer acıların size yapışmasına yol açar. Endişeli bir beyin verimli olamaz. Hedefe kitlenin! &#8220;Kesinlikle bunu yaşayacağım dediğiniz&#8221; anda, bir beyin cerrahı olarak size garanti ediyorum ki; yapamayacağınız şey yoktur. Öte yandan başarıya alışmış bir beyni de doyurmak gerekir. Böyle bir beyin, daha çok başarı ister.</p>
<p>Muz, çikolata ve müzik beyni zinde tutar</p>
<p>* Beyni genç ve zinde tutmak için tüketilmesi gereken gıdalar var mı?</p>
<p>Hafif miktarda kafein yani çay, kahve ve kola tüketimi beynin daha berrak çalışmasını sağlar. Birçok insanda kahve alışkanlığı beyni açmak için gelişmiştir. Kahve içmeden uyanamayan birçok insan vardır. Ancak alışık olmayan bir kişinin, güne kahve içerek başlaması ters etki yaratabilir. Çikolata, muz, fındık, fıstık ve balık gibi birtakım gıdalar ise serotonin içerdikleri için mutluluk hormonu yayılmasını sağlar. Bu gıdaların, beyni zinde ve mutlu tutmaya yönelik bir etkileri vardır. Mutlu beyin de, tam kapasite ile çalışır.</p>
<p>* Beyin sağlığı için kesinlikle uzak durulması gereken şeyler var mı?</p>
<p>Sigara ve alkolden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Nikotin, vücudun bütün damarlarını büzeceği için beynin kanlanmasını bozar. Bu da; beyne az kan gitmesi anlamına geleceği için beyin yarı kapasite ile çalışmaya başlar. Sürekli alkol tüketenlerin beyinlerinde küçülmeler de olabilir. Kokain kullanımı da, beyni bir ceviz kadar küçültebilir.</p>
<p>HOBİLER EDİNMELİSİNİZ!</p>
<p>* Spor ve müziğin, beyin sağlığına yönelik olumlu etkileri var mı?</p>
<p>Kesinlikle var. Spor ve müzikle alakalı olmak, beyni besler. Bir hobi edinmek bu anlamda çok önemlidir. Örgü örmek gibi en basit hobi bile, sizin, dolayısıyla da beyninizin mutlu olmasını sağlar. Spor yapmak da beyin sağlığı için çok yararlıdır. Spor yaparken, beyinde endorfin denen bir madde salgılanır. Bu da; beyne haz duygusu verir ve gelişmesini sağlar. Spor, beyinde gençlik hormonu salgılanmasına da imkan verir. Bu da, eskiyen hücreleri yeniler.</p>
<p>Unutkanlığın ilacı meditasyon</p>
<p>* Unutkanlık, beynin çok yorulduğunun bir işareti midir?</p>
<p>Unutmak, hafıza yorgunluğundan kaynaklanır. Genellikle önemsenen şeyler unutulmaz. Beyin önem sayısına göre olayları çöpe atar. 40 yaşından sonra, herkeste unutkanlıklar olur. Bunu geciktirmek elimizdedir. İyi beslenerek, kan şekerini sabit tutarak, spor ve beyin jimnastiği yaparak; unutkanlığı minimumda tutabiliriz. Beyin daha erken yaşlarda fire vermeye başlasa da, yaşlanma 40&#8242;lı yaşlardan itibaren gerçekleşir. Beyni stresten uzak tutmanın yollarından biri meditasyondur. Namaz kılmak da çok etkili bir meditasyondur.</p>
<p>Antidepresan yerine gün ışığı</p>
<p>* Mutluluk ve mutsuzluk beyni nasıl etkiler?</p>
<p>Beyin depresyona girdiği zaman farklı, mutlu olduğu zaman farklı çalışır. Ağır depresyon yaşayanların hafıza kaybına uğrar. Hafızanın geri gelmesi, bir-iki yılı bulabilir. Bu yüzden, depresyonları ağır seviyeye vardırmamalı. Gün içinde beynin salgıladığı hormonlar, performans kabiliyetini etkiler. Mutsuzluk, mutluluk hormonunu aşağı çeker ve depresyonu getirir. Biz de, mutluluk hormonunun yeniden salgılanması için antidepresan veririz.</p>
<p>PERDENİZ AÇIK OLSUN!</p>
<p>* Antidepresanlar beyne herhangi bir zarar verir mi?</p>
<p>Beyne zarar vermezler ancak beyin dışındaki başka fonksiyonları etkileyebilirler. Şişmanlık ya da cinsel isteksizlik yaratabilirler. Ancak alkol ile birlikte alınırlarsa, beyne zarar verirler. Ben depresyondaki insanlara bol bol yürüyüşe çıkmalarını öneriyorum. Ayrıca, depresyona eğilimi olanlar odalarının perdeleri kapalı olarak uyumamalı. İnsanların sabahları gün ışığı ile uyanmaları gerekir. Gün ışığı, beyinde serotonin denen mutluluk hormonunu salgılayan en önemli faktördür. Sabahları, yavaş yavaş dönen ışığı beynin algılaması gerekir. İlaç, beynin kendi ürettiği serotoninin yerini almaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/beyininizi-verimli-calistirmak-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tansiyonu indirmek için yellenin!</title>
		<link>http://www.agustos.org/tansiyonu-indirmek-icin-yellenin/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/tansiyonu-indirmek-icin-yellenin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2008 06:53:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma raporunda]]></category>
		<category><![CDATA[gasotransmitters]]></category>
		<category><![CDATA[Hopkins Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Science]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyonu indirmek için yellenin!]]></category>
		<category><![CDATA[Yellenme kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyona]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=1130</guid>
		<description><![CDATA[Tansiyonu indirmek için yellenin!
Toplum içinde gayrı ihtiyari kaçırılınca insanoğlunu yerin dibine sokan ve utancından kızartan gaz kokusunun yüksek tansiyona ilaç olduğu anlaşıldı.
Hani ünlü bir deyimimiz vardır. &#8220;Bir o&#8230;..k dokuz doktora bedel&#8221; diye. Meğer bu deyimi dilinden düşürmeyen halkımızın bir bildiği varmış&#8230;.
Yellenme kokusu yüksek tansiyona iyi geliyormuş!
İnsanoğlunun yellenme kokusundan şikayeti oldukça eski ancak yeni bir bilimsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20081029052047_280320081029034959742.jpg" alt="" width="287" height="238" />Tansiyonu indirmek için yellenin!</p>
<p>Toplum içinde gayrı ihtiyari kaçırılınca insanoğlunu yerin dibine sokan ve utancından kızartan gaz kokusunun yüksek tansiyona ilaç olduğu anlaşıldı.</p>
<p>Hani ünlü bir deyimimiz vardır. &#8220;Bir o&#8230;..k dokuz doktora bedel&#8221; diye. Meğer bu deyimi dilinden düşürmeyen halkımızın bir bildiği varmış&#8230;.</p>
<p>Yellenme kokusu yüksek tansiyona iyi geliyormuş!</p>
<p>İnsanoğlunun yellenme kokusundan şikayeti oldukça eski ancak yeni bir bilimsel araştırma, bu kokunun aslında kan basıncını düzenlediğini tespit etti. Ünlü Amerikan Bilim Dergisi &#8220;Science&#8221; son sayısında yayınladığı bir bilimsel araştırma raporunda, insanoğlunun çıkardığı gazın kokusunun, kan basıncını düzenlediğini kaydediyor.</p>
<p>Raporda, fareler üzerinde yapılan deneylerde, bunun net olarak tespit edildiği belirtiliyor. John Hopkins Üniversitesi uzmanları, bağırsaklardaki bakterilerin sebep olduğu kokunun içerdiği &#8216;hidrojen sülfit&#8217;in, beyne sinyaller göndererek, sinirleri rahatlatmasını sağladığını ve kan basıncını düşürdüğünü tespit ettiler. Yakın tarihlerde yapılan araştırmalar, hidrojen sülfitin vücut içinde çeşitli psikolojik fonksiyonlar gören ve &#8220;gasotransmitters&#8221; olarak adlandırılan moleküllerden olduğunu gösteriyor. Tıp uzmanları, insan gazının fonksiyonları konusundaki bu yeni bilgilerin, bazı yeni araştırmalara da kapı aralayacağına dikkat çekiyor. Ayrıca, bu yeni bulgular, ilaç endüstrisinde de yeni gelişmelere sebep olabilecek. Bazı haber kaynakları, yakın gelecekte &#8220;yel kokusu hapları&#8221; bile üretilebileceğini iddia ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/tansiyonu-indirmek-icin-yellenin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilimadamları kansere karşı mor domates geliştirdi.</title>
		<link>http://www.agustos.org/bilimadamlari-kansere-karsi-mor-domates-gelistirdi/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/bilimadamlari-kansere-karsi-mor-domates-gelistirdi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2008 10:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimadamları kansere karşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimadamları kansere karşı mor domates geliştirdi.]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirdi.]]></category>
		<category><![CDATA[mor domates]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=1002</guid>
		<description><![CDATA[Bilimadamları kansere karşı mor domates geliştirdi. &#8220;Antokiyan&#8221; adı verilen antioksidan pigment açısından zengin hale getirilen domatesin anti-kanserojen özellikler taşıdığı düşünülüyor.İngiltere&#8217;nin Norwich kentindeki John Innes Merkezi&#8217;nden bir grup bilimadamı, antokiyan açısından zengin olan aslanağzı çiçeği genlerini domatesle birleştirdi.
Nature Biotechnology adı tıp dergisinde de yayımlanan çalışmada, bu şekilde geliştirilen domatesleri yiyen farelerin daha uzun yaşadıkları belirlendi.
Böğürtlen, kızılcık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20081027100510_file.jpg" alt="" width="287" height="238" />Bilimadamları kansere karşı mor domates geliştirdi. &#8220;Antokiyan&#8221; adı verilen antioksidan pigment açısından zengin hale getirilen domatesin anti-kanserojen özellikler taşıdığı düşünülüyor.İngiltere&#8217;nin Norwich kentindeki John Innes Merkezi&#8217;nden bir grup bilimadamı, antokiyan açısından zengin olan aslanağzı çiçeği genlerini domatesle birleştirdi.</p>
<p>Nature Biotechnology adı tıp dergisinde de yayımlanan çalışmada, bu şekilde geliştirilen domatesleri yiyen farelerin daha uzun yaşadıkları belirlendi.</p>
<p>Böğürtlen, kızılcık ve kuş kirazı gibi meyvelerde bol miktarda bulunan antokiyan maddesinin kalın bağırsak kanseri hücrelerininin büyümesini önemli oranda yavaşlattığı belirlendi.</p>
<p>Bu meyveler aynı zamanda vücudu kardiyovasküler ve yaşlanmayla ilgili dejeneratif hastalıklara karşı da koruyor.</p>
<p>Pigmentlerin iltihaplanmayı önleyici, görme yeteneğini güçlendirici, obezite ve diyabet hastalıklarına karşı koruyucu olduğuna dair kanıtlar da bulunuyor.</p>
<p>John Innes ekibi bu pigmentlerin daha çok tüketilen meyve sebzelerde de bulunmasını sağlamanın yollarını araştırıyor.</p>
<p>Domates, likopen ve falavanoid gibi faydalı antioksidant madde açısından zengin olan bir bitki. Şimdi domates genetik değişime uğratılarak genelde mor renkli meyvalarda bulunan diğer faydalı pigmentlerde eklendi.</p>
<p>Çalışmaya başkanlık yapan profesör Cathie Martin, &#8220;Birçok kişi günde beş porsiyon meyva ve sebze yemiyor ama eğer biyoaktive madde açısından zengin hale getirilmiş sebze ve meyveleri az miktarlarda da yeseler daha çok faydalanabilirler&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/bilimadamlari-kansere-karsi-mor-domates-gelistirdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku süresi kısa olan çocuklar şişmanlıyor</title>
		<link>http://www.agustos.org/uyku-suresi-kisa-olan-cocuklar-sismanliyor/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/uyku-suresi-kisa-olan-cocuklar-sismanliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 11:22:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[''Çocukluk çağı obezitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Atabek]]></category>
		<category><![CDATA[erişkin dönem]]></category>
		<category><![CDATA[obezliğin]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku süresi kısa olan çocuklar şişmanlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku süresi kısa olan çocukların]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=972</guid>
		<description><![CDATA[Uyku süresi kısa olan çocukların atıştırma süresi artıyor, uykusuzluk iştah mekanizmalarını etkiliyor.Uyku süresi kısa olan çocukların, hem atıştırma süresinin artması, hem de uykusuzluğun iştah mekanizmalarını değiştirmesi nedeniyle daha şişman olduğu bildirildi.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20081026124714_sisman_cocuk_mcdonalds.jpg" alt="" width="287" height="238" />Uyku süresi kısa olan çocukların atıştırma süresi artıyor, uykusuzluk iştah mekanizmalarını etkiliyor.Uyku süresi kısa olan çocukların, hem atıştırma süresinin artması, hem de uykusuzluğun iştah mekanizmalarını değiştirmesi nedeniyle daha şişman olduğu bildirildi.</p>
<p>Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obezitenin, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan, vücutta aşırı yağ depolanmasıyla ortaya çıkan enerji metabolizması bozukluğu olduğunu söyledi.</p>
<p>Çocuğun ağırlığının, ideal ağırlığından belirlenen kriterlerin çok üzerinde olmasının obezite olarak kabul edildiğini ifade eden Doç. Dr. Atabek, &#8221;Obezite nadiren bir hastalığa bağlı olarak gelişir. Vakaların çoğunda belirlenmiş bir hastalık nedeni yoktur. Alınan enerji harcanandan fazladır&#8221; dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Atabek, çocuklarda ve yetişkinlerde sağlıksız beslenme ve durağan yaşam biçiminin etkisiyle obezite görülme sıklığının arttığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Çocukluk çağı obezitesi, erişkin dönemde bir dizi probleme neden olması nedeniyle giderek önem kazanmaktadır. Dünyada 1 milyarı aşkın insan obezdir. Obez çocuk ve ergenlerde, erişkin obezler gibi ciddi problemler ve ruhsal bozukluklar görülebilmektedir. Çocuklarda belirgin metabolik bozukluklar görülmektedir. Şişmanlık ve hareketsizliğin getirdiği çok önemli bir sorun da özellikle kız çocuklarında erken buluğ başlamasıdır.&#8221;</p>
<p>-FAZLA UYKU OBEZLİK NEDENİ -</p>
<p>Uyku süresi kısa olan çocukların hem atıştırma süresinin artması, hem de uykusuzluğun iştah mekanizmalarını değiştirmesi nedeniyle daha şişman olduğunu söyleyen Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Eğer çocuklar 8 saatten daha az uyurlarsa 10 saat uyku uyuyan çocuğa göre obezite riski 1,82 kat artıyor. Televizyon izleme-bilgisayar kullanımı günlük 2 saati geçmemelidir. Ayrıca daha uzun süre televizyon izleme ile hipertansiyon riski de artmaktadır. Çocuklarda obezitenin önlenmesi ve tedavisi için çocukların görsel medyanın reklamlarından etkilendiği açıktır. Bu konudaki aşırı kalorili yiyecek ve içecek reklamlarına kısıtlama yapılması, hatta denetime tabi tutulması gerekmektedir. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz&#8221;</p>
<p>Doç. Dr. Atabek, çocukluk çağında obezitesi olanların yüzde 80&#8242;nın erişkin dönemde de obez kaldığını, obezitenin ortaya çıkmadan veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Atabek, küçük çocuklarda obezliğin uykuda solunum problemleri ve diz ağrısı gibi çeşitli rahatsızlıklara neden olabildiğini, ailelerin bu konuda gerekli hassasiyeti göstermesi gerektiğini kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/uyku-suresi-kisa-olan-cocuklar-sismanliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hanımlar Sigarayı regl iken bırakın!</title>
		<link>http://www.agustos.org/hanimlar-sigarayi-regl-iken-birakin/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/hanimlar-sigarayi-regl-iken-birakin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 08:10:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hanımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hanımlar Sigarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Hanımlar Sigarayı regl iken bırakın!]]></category>
		<category><![CDATA[iken bırakın!]]></category>
		<category><![CDATA[regl]]></category>
		<category><![CDATA[Sigarayı regl iken bırakın!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=924</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlar, sigarayı bırakma işini, regl periyodunun 15.gününden 28.güne kadarki sürede yaparsa, başarılı olma şansları iki kat daha yüksek.Kadınların fizyolojik yapısını belirleyen ana unsur menstrüal döngülerdir. İş sigarayı bırakmaya gelince, kadınlar açısından bazı günler diğerlerinden daha uygun olabilir.
Yeni bir diyete başlamak, yeni bir erkek arkadaş bulmak ve işgörüşmesi için seçilecek tarih bile bu döngülere bakılarak seçilirse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hizliresim.com/2008/10/26/1757.jpg" alt="" width="287" height="238" />Kadınlar, sigarayı bırakma işini, regl periyodunun 15.gününden 28.güne kadarki sürede yaparsa, başarılı olma şansları iki kat daha yüksek.Kadınların fizyolojik yapısını belirleyen ana unsur menstrüal döngülerdir. İş sigarayı bırakmaya gelince, kadınlar açısından bazı günler diğerlerinden daha uygun olabilir.</p>
<p>Yeni bir diyete başlamak, yeni bir erkek arkadaş bulmak ve işgörüşmesi için seçilecek tarih bile bu döngülere bakılarak seçilirse sonuçlar daha olumlu olacaktır.</p>
<p>Menstrüal döngü hormon seviyelerini bire bir etkiliyor. Hormon seviyeleriyse biyolojik yapı üzerinde çok büyük etkilere sahip. Minnesota Üniversitesi&#8217;nden araştırmacıların elde ettiği bulgulara göre regl döneminin ilk yarısında sigarayı bırakan kadınların yüzde 20&#8217;si bir daha sigaraya başlamazken, regl döneminin ikinci yarısında sigarayı bırakan kadınlarda bu oran yüzde 40&#8242;a çıkıyor.</p>
<p>Yani sigarayı bırakma işini, regl periyodunun 15.gününden 28.güne kadarki sürede yaparsanız, başarılı olma şansınız iki kat daha yüksek. Çünkü projesteron hormonu, nikotinin vücuttan temizlenmesine yardımcı oluyor ve bu dönemde sigarayı bırakmanın yan etkileri daha az hissediliyor.</p>
<p>Araştırma sonuçlarının ortaya çıkardığı bir diğer gerçek ise, östrojen seviyesi yüksek kadınların, ‘sigara içen başka insanlar gördüklerinde&#8217; sigara içme konusunda daha yüksek bir arzu duydukları yolunda.</p>
<p>Jimnastik salonunda veya yoga kursunuzda en yüksek performansı göstereceğiniz zamanlar, periyodunuzun başlamasından hemen önceki zamanlar. Relaxin adı verilen hormon bu dönemde en yüksek seviyede oluyor ve kas esnekliğini artırıyor.</p>
<p>Aeorobik egzersizleri içinse 15-22. günler arası en yüksek randımanı vereceksiniz. Projesteron hormonunun yüksekliği nedeniyle fiziksel yük çekmek sizin için kolaylaşacağı gibi, bu dönemde yüzde 30 daha fazla yağ yakacaksınız.</p>
<p>Ağırlık çalışması yapıyorsanız periyodunuzun ilk yarısında yapın çünkü östrojen seviyeniz itibarıyla daha güçlü olacaksınız.</p>
<p>Aşk hayatınız söz konusu olduğunda hayatınızın erkeğiyle karşılaşmanız için en ideal zaman ovülasyon sırasındaki hafta. Bu dönemde erkeklere normalden daha çekici görünüyorsunuz.</p>
<p>Dikkat: Bu dönem aynı zamanda hamile kalma olasılığınızn en yüksek olduğu dönem.</p>
<p>Ancak şu notu da düşelim: St. Andrews Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre, kadın vücudunun ‘en çekici&#8217; olduğu bu dönemde çekiciliği tetikleyen asıl unsur vücudun yaydığı doğal koku. Aşırı makyaj ve deodorant kullanımı bu etkiyi maskeleyebilir.</p>
<p>Dişçiye gitmek veya ağda yapmak için en kötü zaman hangisi mi? Döngünün tam ortası! Ovülasyon sırasında geniş miktarda östrojen hormonu salgılandığı için acıya dayanma eşiği daha yüksek oluyor. Ama döngünün tam ortasında acı eşiniğiz düşük, lütfen dikkatli olun.</p>
<p>Yeni bir iş görüşmesi yapmanız gerekiyorsa, periyodunuzun başlangıcından hemen önceki günlerden kaçınmanızı öneriyor uzmanlar. Çünkü o tarihlerde sinirli ve üzgün bir görüntünüz olacak. Yale Üniversitesi&#8217;nden Dr.Ann Rasmusson, kadınların strese en açık olduğu dönemin kanama başlangıcndan hemen önceki dönem olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Güney Afrikalı bir araştıma ekbinin elde ettiği sonuçlara bakılacak olursa diyete başalama tarihinizi belirlerken de biyolojik saatinize göre davranmalısınız.</p>
<p>Periyodunuzun başlangıcında açlık hissetme katsayınız daha düşük olacağı için en uygun diyete başala zamanı budur. Östrojen seviyesi düştüğü için kadınlar periyodun başlangıcında yüzde 12 daha az yemek yiyorlar.</p>
<p>Ovülasyondan sonra iştahınız en yüksek seviyeye çıkıyor, çünkü hormonlarınız böyle istiyor: Eğer hamile kalacak olursanız iki kişiye yetecek kadar yemeniz lazım.</p>
<p>Ama ovülasyon sonrasında metabolizma ve hareket ihtiyacı nedeniyle jimnastik salonunun yolunu tutmanızı öneririz: Ekstra kalorileri yakmak için uygun zaman çünkü.</p>
<p>DÖNGÜNÜZÜ TANIYIN</p>
<p>Bir kadıın ortalama menstrüal döngüsü 28 gündür ama 23 güne kadar düştüğü veya 33 güne kadar çıktığı da olur.</p>
<p>Menstrüasyon normalde ovülasyondan 14 gün sonra başlar. Döngü iki aşama olarak incelenir. Kanamanın başladığı ilk gün, döngünün birinci günüdür. Foliküler aşama denen bu aşamada yumurta overlerden kopmaya başlar. Sonraki aşama ovülasyondur (14.gün sıralarında olur) yumurta döllenmek üzere serbest kalır.</p>
<p>Periyodun başlamasından hemen sonra östrojen ve projesteron hormonları düşük seviyededir. Ovülasyon sırasında en yüksek seviyeye çıkan östrojen seviye<br />
çıkan östrojen seviyesi bunu izleyen dönemde inişe geçer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/hanimlar-sigarayi-regl-iken-birakin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>D vitamini eksikliği çok tehlikeli</title>
		<link>http://www.agustos.org/d-vitamini-eksikligi-cok-tehlikeli/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/d-vitamini-eksikligi-cok-tehlikeli/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2008 10:02:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[balık yağı]]></category>
		<category><![CDATA[bazı kanser türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Boston'da Children Hospital'de]]></category>
		<category><![CDATA[bunama]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini eksikliği çok tehlikeli]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[Multipl Skleroz (MS) hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[otoimmun hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[portakal suyu]]></category>
		<category><![CDATA[raşitizm]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=898</guid>
		<description><![CDATA[Anne sütü ve mamada yeterli D vitamini bulunmadığını söyleyen uzmanlar, tüm bebeklerin ve çocukların ek olarak mutlaka D vitamini şurubu içmesi gerektiğini belirtiyorlar.Boston&#8217;da Children Hospital&#8217;de yapılan araştırmaya göre, bebeklerin yüzde 40&#8242;ında D vitamini eksikliği görüldü. Bu eksikliğin özellikle güneş ışınlarının emilimini engelleyen esmer tenli çocuklar ile güneş ışınlarının daha az dik geldiği Güneydoğu&#8217;dan gelen çocukları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hizliresim.com/2008/10/25/2632.jpg" alt="" width="287" height="238" />Anne sütü ve mamada yeterli D vitamini bulunmadığını söyleyen uzmanlar, tüm bebeklerin ve çocukların ek olarak mutlaka D vitamini şurubu içmesi gerektiğini belirtiyorlar.Boston&#8217;da Children Hospital&#8217;de yapılan araştırmaya göre, bebeklerin yüzde 40&#8242;ında D vitamini eksikliği görüldü. Bu eksikliğin özellikle güneş ışınlarının emilimini engelleyen esmer tenli çocuklar ile güneş ışınlarının daha az dik geldiği Güneydoğu&#8217;dan gelen çocukları etkilediği açıklandı. Bu eksikliğin giderilmesi için Pediatrik Amerikan Akademisi, çocuklar ve bebekler için günlük 400 IU D vitamini alınmasını öneriyor.</p>
<p>Boston&#8217;da yapılan bu araştırma, anne sütü alan bebeklerde D vitamini eksikliğinin formül mamayla beslenen bebeklerle karşılaştırıldığında 10 kat fazla görüldüğünü gösteriyor. Günlük alınması gereken dozun ancak 1 litre bebek mamasında bulunduğu açıklanan araştırmada, emziren anneler için sorunun daha büyük olduğu olduğu ifade ediliyor. Çünkü bu eksiklik, anne sütündeki eksiklikten çok muhtemelen annelerin yeterince D vitaminine sahip olmamasından kaynaklanıyor. Bunun ancak emziren annelere vitamin takviyesi verilerek doğrulanabileceği belirtilen araştırmada henüz böyle bir çalışmanın yapılmadığı kaydediliyor.</p>
<p>Güneş ışığı, balık yağı, yumurta, süt, portakal suyu ve tahıllarda bulunan D vitaminin aynı zamanda şurup ve hap şeklinde dışarıdan da karşılanabildiğini ifade eden uzmanlar, D vitaminin vücutta metabolizmayı etkileyerek doğrudan hücreler üzerinde çalıştığını ve son derece önemli olan bu vitaminin eksikliğinde raşitizm, kemik erimesi, kalp hastalıkları, diyabet, bunama, Multipl Skleroz (MS) hastalığı, bazı kanser türleri, otoimmun hastalıkları ile enfeksiyon görüldüğünü açıkladılar.</p>
<p>Bu nedenle anne sütü alan ve mamayla beslenen tüm bebeklere ve çocuklara güneş ışığı almasının yanında mutlaka şurup ile D vitamini takviyesi yapılması öneriliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/d-vitamini-eksikligi-cok-tehlikeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan mı Hayvan mı_?</title>
		<link>http://www.agustos.org/insan-mi-hayvan-mi_/</link>
		<comments>http://www.agustos.org/insan-mi-hayvan-mi_/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2008 12:56:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HayaL</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan mı Hayvan mı_?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.agustos.org/?p=865</guid>
		<description><![CDATA[Melez embriyo: Canavar mı yoksa tıpta bir devrim mi?Kök hücre tedavisi için insan ve hayvan embriyolarının karıştırılıp &#8216;hibrid embriyo&#8217; üretilmesine, İngiliz Avam Kamarası onay verdi Pek çok hastalığın tedavi yolunu açacağı belirtilen uygulamaya başta Katolik Kilisesi olmak üzere bazı muhafazakâr çevreler muhalefet ediyor..
İngiltere&#8217;de bilim alanında reform niteliğinde değişiklikleri kapsayan &#8216;İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji Yasası&#8217; önceki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hizliresim.com/2008/10/24/2899.jpg" alt="" width="287" height="238" />Melez embriyo: Canavar mı yoksa tıpta bir devrim mi?Kök hücre tedavisi için insan ve hayvan embriyolarının karıştırılıp &#8216;hibrid embriyo&#8217; üretilmesine, İngiliz Avam Kamarası onay verdi Pek çok hastalığın tedavi yolunu açacağı belirtilen uygulamaya başta Katolik Kilisesi olmak üzere bazı muhafazakâr çevreler muhalefet ediyor..</p>
<p>İngiltere&#8217;de bilim alanında reform niteliğinde değişiklikleri kapsayan &#8216;İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji Yasası&#8217; önceki akşam parlamentoda 355&#8242;e 129 oyla kabul edildi. Yasadaki en büyük yenilik ise kök hücre araştırmaları için insan ve hayvan embriyolarının karışımıyla üretilen hibrid embriyolar&#8230; Parlamentonun alt kanadı olan Avam Kamarası&#8217;ndan geçen yasa tasarısının önümüzdeki günlerde görüşüleceği Lordlar Kamarası&#8217;nda da kabul edilmesi gerekiyor. Değişiklikler, Kraliçe&#8217;nin de imzalamasıyla kanun olarak yürürlüğe girebilecek. Yöntemin pek çok hastalığa umut olması bekleniyor. Ancak parlamentoda muhalif milletvekilleri, bunun ileride klonlamaya kapı açacağını söyleyerek tasarıya karşı çıktı. Katolik milletvekillerinin bazıları da yasa tasarısının bazı bölümlerinden rahatsız olduklarını açıkladı.</p>
<p>2 LİDERİN ÖZÜRLÜ ÇOCUKLARI<br />
İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji Yasası en son 1990&#8242;da parlamentoda tartışılarak bazı değişiklikler yapılmış, ancak asıl büyük değişiklikler, o zamandan bu yana tartışılmanın ötesine geçmemişti. Tasarıların şimdi tartışılmasında, parlamentodaki iki büyük partinin liderinin çocuklarının özürlü olması da etkili oldu. 2 yaşındaki oğlu James Fraser &#8216;kistik fibroz&#8217; hastası olan Başbakan Gordon Brown, yapılacak kök hücre araştırmalarının, benzer durumdaki aileler için bir tedavi umudu olacağına inandığını açıkladı.</p>
<p>UZUN SÜREDİR ÇALIŞIYORLARDI<br />
Muhafazkârların lideri David Cameron ise, &#8220;Epilepsi ve beyin felci olan 2 yaşında bir oğlum var. Ona bakınca nasıl acı çektiğini görüyorum. Bu yöntemle Frankenştayn canavarlar üretilmiyor. Bir inekten bir yumurta alınarak, insan DNA&#8217;sı enjekte ediliyor ve sadece 14 gün tutuluyor&#8221; dedi. İngiliz bilim adamları, yasayla izin verilmemesine rağmen insan ve inek genlerinin karışımı olan bir embriyo üretimi üzerinde uzun zamandan bu yana çalışıyorlardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.agustos.org/insan-mi-hayvan-mi_/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
